Dolar 18,6341
Euro 19,5019
Altın 1.060,16
BİST 5.000,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 9 °C
Az Bulutlu

ANNE-BABALAR NEREYE KOŞUYOR?

01.08.2022
53
A+
A-

ANNE-BABALAR NEREYE KOŞUYOR?

 

Biyolojik olarak anne veya baba olmanın güç bir yanı yoktur. Biyolojik olarak belli bir olgunluğa ulaşmak anne veya baba olmak için yeterlidir. Bir kimsenin “gerçekten anne veya baba olması” sanıldığından çok daha güçtür, hatta “bir kimsenin gerçek anne veya baba olması dünyanın en zor zanaatı”dır.

Biyolojik olarak bir anne veya baba çocuğunun beslenmesi, barınması, giyinmesi, dış tehdit ve tehlikelerden korunması gibi gereksinmelerini sağlayabilir; bunda zorlanmayabilir de. “Gerçek anne-baba” bunlara ek olarak çocuğunun ruhsal ve toplumsal gereksinmelerini de olabildiğince en iyi biçimde karşılar, bundan da haz ve mutluluk duyar.

Bir çocuğun ruhsal gereksinmeleri onun sağlıklı bir kişi olmasında biyolojik gereksinmeler kadar önemlidir. Nedir bu ruhsal gereksinmeler? Çocuk için ruhsal gereksinmeler arasında sevgi, sıcaklık, yakınlık, şefkat, güven duygusu, kendini bir birey olarak görmesi, kendini değerli bir insan olarak görmesi, örnek alabileceği sağlıklı bir anne-baba örneğinin sunulması, sıcak bir yuva, sevilen ve güvenilen olmak gibi gereksinmeler vardır. Bunların sağlanması ile çocuk kendine güvenli bir kişilik ve sağlıklı kişilik özellikleri geliştirir.

Bir çocuğun toplumsal gereksinmeleri arasında sağlıklı bir aile kurumunda yaşamak, ailenin bir bireyi olduğunu kavramak, toplumun değerlerini tanımak, toplumsallaşmak, diğer insanlarla ve özelliklerle yaşıtlarıyla iletişim kurmak, arkadaşları arasında değerli bir üye olmak, diğer insanların arasında belli bir konumda olmak sayılabilir.

Bu özellikleri her ne kadar ayrı ayrı yazsak da, bunlar bir arada işler ve içi içedir. Bir çocuğun gelişmesinde ve iyi bir insan olmasında hepsinin rolü vardır. Anne-babaların daha çok çocuklarının biyolojik gereksinmeleriyle ilgilendiklerini, ruhsal ve toplumsal gereksinmelerine karşı aynı duyarlılıkla yaklaşmadıklarını söylemek yanlış olmaz.

Anne-babalar doğal olarak çocuklarını en iyi koşullarda, en iyi insanlar olarak yetiştirmek ister. Bunu başarmada ekonomik koşullar önemli olsa da, yalnız ekonomik koşulların iyi olması iyi anne-babalık için yeterli değildir.

Anne-babalığın zor zanaat olması bir anlamda öğrenmeyle de ilgili olmasındandır. Biz anne-babalığı öncelikle kendi ailemizdeki anne-babalarımızın davranışlarından öğreniriz. Bu örnekler her zaman doğru ve uygun olmayabilir. Sonraki yıllarda bu yanlışlıkları kendimize göre düzeltmeye ve uygulamaya çalışırız. Anne-babalık işlevlerinde toplumsallaşma da bize yol gösterir; toplumun anne-babalardan beklentilerini öğreniriz. Çevremizdeki anne-babalarının davranışları gözleriz. Tüm bunların sonucunda zihnimizde anne-babalıkla ilgili bir imge oluşur.

Toplumumuzda anne-babalar, iyi anne-babalığın genel olarak çocuklarının her istediğine olumlu karşılık vermek, yemeyip yedirmek, giymeyip giydirmek, anne-babasının kendisi için yapamadıklarını kendi çocukları için yapmak, saçını süpürge etmek olduğunu düşünür. Çocuklarının istediği bir ayakkabıyı almak için bazı zorunlu harcamalardan kısıntıya gidebilir, borca girebilir. Bunlar daha çok biyolojik ve kısmen toplumsal gereksinmelerdir. Bunları yapan anne-babalar aynı zamanda çocuklarını diğer çocuklarla karşılaştırıp değersizleştirebilir, aşağılayabilir, duygularına ve düşüncelerine değer vermeyebilir, yaptıklarını başına kalkar, güvenmeyebilir, şiddet (sözel, fiziksel, duygusal) uygulayabilir, iyi örnek olmayabilir.

Günümüzde aileler artık “çocukerkil aile” aile niteliğine bürünmüştür. Artık ailenin merkezi çocuk ve çocuğun istekleridir. Ailenin toplumsal ilişkileri onun derslerine, sınavlarına, isteklerine, hatta kaprislerine göre ayarlanır. Bazı anne-babalar çocuklarının isteklerine ne kadar olumlu karşılık verirlerse, o kadar iyi anne-baba olduklarını düşünür.

Böyle bir aile ortamında ve ilişki örüntüsünde anne-babalar nereye koşuyor? Çocuklarına nasıl davranacaklarına karar verebiliyorlar mı? Hızla değişen toplumsal koşullarda anne-babalar çocuklarına nasıl davranacaklarına karar vermekte güçlük çekmektedir. Çoğu ilk çocuklarında zorlanmakta, sonrakilerde biraz daha deneyim kazanmaktadır. Anne-babalar çocukerkil aileye alışmış gibi görünmektedir, fakat bir yandan da bundan pek hoşnut olmadıkları anlaşılmaktadır. Çözüm için anne-babalara, topluma, toplumun değer yargılarının korunmasına gerek vardır.

 

 

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.