Site rengi

Tasarım

ALTIN 443,55
DOLAR 7,3934
EURO 8,9862
BIST 1.543
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 4 °C
Parçalı Bulutlu

ÜRETMEDEN TÜKETMEK

12.01.2021
73
A+
A-

İnsanların diğer hayvanlardan önemli bir farkı, üretmesidir. Bu önemli özellik onu doğanın ve doğadaki canlıların efendisi yapmıştır. Efendi efendiliğini bildiği sürece, efendiliğin gereklerini yerine getirdiği sürece bu böyle sürüp gidecektir.

Hemen söyleyelim, buradaki üretme sözcüğünü üremeyle karıştıranlar burada yazılanların üremeyle doğrudan ilgisinin olmadığını, fakat kısmen buna da değinileceğini bilmelidir.

Üretim, kısaca somut veya soyut ürünler ortaya koyma sürecidir. Üretim insanların ve toplumların ayakta kalması için olmazsa olmaz bir koşuldur. Üretmeyen bir toplum ayakta kalabilir mi?

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

Üretimin somut ürünleri herkes için tanıdıktır. Örneğin, besin maddeleri, giysiler, evler, yollar, parklar, köprüler, kalem, gazete, teknolojik aygıtlar, taşıtlar, fabrikalar … somut ürünlerdir. Yaşamımızı sürdürmek için bunlar üzerinde bir işlem yapmak zorundayızdır. Örneğin, yemek, giyinmek, telefon kullanmak, otomobil sürmek bunlardan bazılarıdır. Somut ürünleri üretirken doğadaki maddeleri kullanırız ve bunlar için enerji gerekir.

Somut ürünler bir yandan yaşamımızı kolaylaştırırken, bir yandan da doğadaki kullanılabilir enerjinin miktarını azaltır. Bu nedenle somut ürünleri kullanırken israfa kaçmamak, idareli kullanmak gelecek kuşaklar için önemlidir.

Soyut ürünleri yaratan tek canlının insan olduğu kabul edilir. Soyut ürünler kavramıyla sembolleri, yeni ve yaratıcı düşünceleri, zihinsel tasarımları kastederiz. Bunların gerçekleştirilebilmeleri için zeka ve bunu kullanmak gereklidir. Zamanla zihinsel ürünler geliştirilerek, işlenerek, somut tasarımlara dönüştürülerek sonunda somut ürünler elde edilir.

Soyut ürünler nasıl ortaya çıkmaktadır? Bunun ilk aşaması, zihinsel bazı kavramların veya zihinsel özelliklerin bir sistem olarak varlığa kavuşmasıdır. Bu tür sistemlere anlam sistemleri veya soyut sistemler denir. Soyut sistemler zihinde bir varlığa kavuştuktan sonra işlenmeleri, geliştirilmeleri daha kolaylaşır.

Soyut sistemler zihinde geliştirildikten sonra somut tasarımlara dönüştürülür. Bu tasarımlar somut ürünler oluşturmak üzere denenir, deneme olumlu ve istenen biçimde sonuçlanırsa, üretime ve daha sonra seri üretime geçilir.

Buraya kadar yazılanlar somut ve soyut ürünler hakkında bir fikir vermiştir. Gelişmiş ülkeler gelişmişliklerini üretimlerine borçludur. Tükettiklerinden daha çok ürettikleri için gelirleri ve dolayısıyla kişi başına düşen gelirleri yüksektir.

Bizim üretim-tüketim ilişkisindeki durumumuz nedir? Yeterince üretiyor muyuz? Üretimimiz tüketimimizi karşılıyor mu? Üreterek mi tüketiyoruz?

Bu soruların yanıtını vermek pek kolay değildir. Yanıt verebilsek bile, amacım okuyucunun zihnini sayılarla, oranlarla doldurmak değil. Yukarıdaki sorulara bazı genel yanıtlar vererek durumumuz hakkında genel bir fikir edinebiliriz.

Son otuz yıllık süreçte toplum olarak tüketmeye koşullandırıldık. Tükettikçe daha çok tükettik, tüketimi artırmak için herkese sokakta kredi kartları dağıttık, daha çok tüketelim diye çılgın gibi alışveriş merkezleri yaptık, kredi kartlarının taksit sayısını artırdık. Kredi kartlarıyla alışverişi sanki bedava sandık, daha çok tükettik. Ne var ki, kısa süre sonra denizin bittiğini anladık.

Daha 25 yıl önce besin maddeleri açısından kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olduğumuz için övünürken, bugün samanı bile ithal eder duruma düştük. Üretimimiz hiçbir alanda tüketimimizi karşılayamaz oldu.

Bunları sonucunda ne oldu? Borçlarımız arttı ve artması da sürüyor. “Borç yiğidin kamçısıdır.” dedik, “Borçlanarak büyüyeceğiz.” dedik ve borçlanabildiğimiz kadar borçlandık. Yetmedi, geçen yüzyılda ürettiklerimizi de sattık. Fabrikaları, yolları, köprüleri, telekomünikasyonu, madenleri, ormanları … sattık. Geriye ne mi kaldı? Yalnız umutlarımız.

Kaçınılmaz deprem günü geldiğinde toplanma yerimiz bile kalmadı; ya alışveriş merkezi yaptık, ya da koca koca binalar kondurduk. Parkları, ormanları kırpa kırpa kuşa çevirdik. Sonuçta doğamızı da tükettik. Geriye umutlarımız kaldı.

Üretimle üremeyi karıştırdık. Yalnız çok çocuk ürettik. Ürettik de ne oldu? Eğitimden yoksun, işsiz, gelecekten umutsuz gençler yetiştirdik. O gençler bizim geleceğimiz değil miydi? Evet, öyleydi; galiba onların umudu bile yok.

Toplum olarak üretmeden tüketmenin acı sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz, yaşayacağız. Bu sonuçları değiştirebilir miyiz, olumsuz etkilerini azaltabilir miyiz? Bu sorunun yanıtını sizler vereceksiniz.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.