Site rengi

Tasarım

ALTIN 449,54
DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 10 °C
Az Bulutlu

Tarih şuuru ve inanca saygı

05.11.2020
22
A+
A-

TARİH ŞUURU VE İNANCA SAYGI
                                            

Türkler  İslam  olurken kolay olmadılar.  Arapların  “tanrı korkusu” üzerine biçimlendirdikleri  Müslümanlığın   değil de İslam  tasavvuf  önderlerinin yani “ Horasan Erenleri’’, “ Rum  Erenleri” , “Alp Erenleri”  denen mutasavvıfların “ Tanrı sevgisi”  ile biçimledikleri  Ehli  Beyt   İslamı nı  seçtiler.  Osmanlının  ( Otmanlı Devleti  )kuruluşunda Ahilerin ve Alevilerin büyük rolü olduğu  bir gerçektir . 1514 tarihli bir  belgeye  göre,  “ Anadolu, daki   ( Rum )  Müslüman ahalinin beşte dördü  Alevi’ idi  Ahilikle,  Bektaşilik  aynı inanç olup bir birinden   farkı  yoktur . Ahi ve Bektaşi  inancında  bireyin mutluluğu  esas alınmıştır.  Bireyin mutluluğundan  toplumun mutluluğu  yani olgun , yetkin kamil bir insan  esas alınmıştır. Bireyin kurtuluşuyla toplumun kurtuluşu sağlanmıştır.

Emevilerin ve Abbasilerin katı Arap Müslümanlığına itibar etmeyen  Oğuz Türkmenleri  İslam  Dini’nin  şekilciliğinden  ziyade  özünü idrak edip uygulamışlardır.  İbadetlerinde Türkçe dilini kullanmış sazıyla, sözüyle kültürünü yaşatmıştır.  “Alevilik yani  Türk  Müslümanlığı  olmasaydı   Diyar-ı Rum-u Diyar-ı  Türk  yapmazdık.”     Diyebiliriz ki, devletin kurucuları Oğuzlardır – Alevilerdir Türkmen olan Aleviler Otmanlı Devletini kurmuşlar ama devletin sahibi olamamışlardır. Osmanlı  Devleti’nin  ilk adı Otmanlı  Beyliği’dir Osman Bey’in  adı da  Otman Bey’dir.  Türklerde Osman yoktur. Yavuz Sultan Selim’in  halifeliği almasıyla Otmanlı ismi  Osmanlıyla  çevrilmiştir. Ve tarih tekrar yeniden yazılmıştır. Devlet erkanın  ve medreselerin Türk dilini kullanmayıp Arapça ve Farsçayı  resmi dil yapmaları ve  Türkçe konuşan,Türkmenleri  aşağıladıkları için,  devlet iradesi  zayıflayıp  çökmüştür.   Buna nazaran Türk Milleti dipdiri ayaktadır.  Bunun nedeni Aleviliğin Bektaşiliğin sağlam temeller üzerinde  kurulu olmasıdır.  Bugünkü Türk devletlerinin  varlığı  Alevi- Bektaşilerin  varlığıyla ayaktadır.

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

Ne yazık ki tarihten ders almayan devlet idaresini elinde bulunduran yöneticiler aynı hataya düşmüşlerdir. Alevi olan Türkmenler devlet otoritesinden uzaklaştırılmış ve hakir görülmüştür.  İnançlarından dolayı sürgün edilmiş hatta katledilmişlerdir. Bu süreç halen devam ettirilmektedir.
667 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Şeddine ve Türbedarlıklarla Birtakım Ünvanların Men ve İlgasına Dair Kanun 30 . 11. 1925 de kabul edilir ve 13.12.1925 tarih ve 243 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe girer. Türk Milleti binlerce yıldır geleneklerinden göreneklerinden, inançlarından atalarından koparılarak geçmişine düşman edilmiştir. Batı hayranlığı ile Hıristiyan misyonerliği esas alınmıştır. Medeniyet uğruna, Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik adına bir tahribat ve dönüşü olmayan bir çöküntü içerisine girilmiştir.

Çağımızın insanları genelde kendi işleri güçleri ile uğraşılar,  kendi hayatlarından ve menfaattarından   başka bir şey düşünmezler.  İnsanlar  arasında birlik beraberlik yoktur.  Hatta bir birlerine karşı, kin ve nefret duyarlar. Sevgi saygı, hürmet iltifat yardımlaşma dayanışma asgari durumdadır. Bu esnada onları birleştiren pek az şey vardır.  Mesleki, siyasi, ticari ve bazen fikri gayeler için gruplaşmalar olur.  Ama bu birliktelik bütünlük verecek derecede değildir. Çıkara ve menfaate dayandığı için şahıslar arası çarpışmalar, ayrılıklar baş gösterir. Bu toplumda insanların bileştiren ortak  kıymetler  ve değerler  bulunmadığı  veya bunlar tesirlerini  kaybedip  asimilasyon olduğu zaman, o toplum görünüşteki  bütünlüğüne rağmen  içinden dağılır.
Toplumlara birlik beraberlik ve dağınıklık veren etmenler, tarih şuuru, dil, din,  örf adet  gelenek ve görenekler ile  kültür birliği gibi kuvvetlerdir. Alevilerde  tekkeler, dergahlar,  cemler ve toplumsal hareketler insanların  birliğini  beraberliğini  kuvvetleştirir. Toplum olarak dayanışmayı, paylaşmayı  ve insanlar arası diyalogu sağlar. Kanunlarla var olan inancı ve dini sıfatta ki kişileri yasaklarsanız bu bir zulümdür. Tekkelerimiz ilmin, irfanın, insanlığın, merhametin,  hak ve hukukun olduğu yerlerdi.

Günümüz insanın  pek çoğu tarihinin önemi bilmiyorlar. Bugünkü neslin zayıf ve basiretsiz olmasının başlıca sebebi,  geçmiş tarihi ile alakasını tamamıyla kesmiş  olmasıdır. Eskiyi bilmeyen, bugünün değerini bilmez, çünkü gelecek  geçmişinin devamıdır.  Bizi ilgilendiren başkalarının tarihi ve inancı  değil kendi tarihimiz olmalıdır. Biz başkalarının değil,  kendimizin devamıyız. Kuşaktan kuşağa aktarılan masallar, hikayeler,  mitolojiler, semboller,  fikirler, inançlar,   gelenek ve görenekler yeni nesillere kuvvet verir.  Tarihimizdeki o köklü medeniyet o asil ruh yeniden canlanmalı,  artık başkalarının hikayelerinin başkalarını felsefesini   dinlemek istemiyoruz. Artık kendi hikayemizi kendi tarihimizi kendi ,  inancımızı yazmanın , kendi  efsanemizi  anlatmanın vakti.
Unutulmamalı ki, tarihten ibret almayan, o tarihi olayları tekrar yaşar. Osmanlı’nın çökmesine neden olan olaylar tekrar gözden geçirilmeli ibret alınmalıdır. Osmanlı’nın  “ katli vaciptir”  diye , dini de kullanarak katledildikleri Alevi- Bektaşiler halen aynı kategoride değerlendirilmektedir.  Ak sakallı Pirlerimizin açmış oldukları dergahlar, vakıflar kapatılmış gasp edilmiştir. Burada Alevilerden ziyade Aleviliğin katli söz konusudur. Kapatılan tekkeler ve gasp edilen mal varlıkları geri verilmelidir.  Cumhuriyetin, demokratik, laik ve hukuk düzeniyle yöneltildiği savını söyler dururlar. Dini düşünce ve inançlara saygı  bu memlekette yoktur. Var olan bir gerçeği inkar edip görmemezlikten gelemezsiniz.
        “ Derin Devlet”
  diye gündemde tutulan ve derinliğinden bihaber olan bir sistemi dayatmaya çalışmaktalar.  Bir şeyin derinliği temeli kadardır.  Devletin derinliği de temeline dayanır. Bu devletin ve milletin temeli Oğuz Türkmenleri  ile devamı  olan  Alevi-Bektaşiler dir.  Eğer ki  tarihi saptırmaya  olumsuzlaşmaya   kalkılırsa, hepten bambaşka  bir şey olur. Sonuçta başkalaşmış değişmiş, değerlerini kaybetmiş, yozlaşmış kökünden kopmuş bir toplum olarak yok olmanın eşiğine gelinir.

Bir  devletin devamı için, bireylerin  ve o devlete yaşayan toplulukların memnun ve mutlu   olması  lazımdır.  Edep Ali’nin de dediği gibi “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” insanların yaşaması, inancıyla, kültürüyle, diliyle insanı insan eden değerleriyle olur. Bir insanı insan eden değerlerini elinden alırda, yaşatmaya çalışırsanız, bu olumsuz olur. Çünkü insan sadece et ile kemik değildir. Bu durum “susuz yaşayan balığa benzer ” ömrü kısa olur.  Alevi- Bektaşi dergahları tekrar açılsın, el konulup bilmüzade ile satılan “evladiyelik vakıflar” geri verilsin. Ecdatlarımızın kemiklerini sızlatmayın, var olan adalet eşit olsun. Bir hakikati yasaklamayla yok edemezsiniz.
Tekke ve zaviyelerin 92 yıldır kapalı olması din ve vicdan hürriyetinin olmadığını gösterir. Bu ülkede bağımsız ve özgürlükten bahsetmek yanlış ve çok gülünç olur. İnsanı insan eden, eğiten, öğreten, bilinçlendiren Alevi zaviyeleri ve tekkeleri tekrar açılsın. Tarih ve inanç şuuru tekrar canlandırılsın, insanlar özüne ve kendine gelsin, kendini bilsin. Çünkü her şey insanın kendini bilmesiyle başlar.  Gerçeğe Hü..

 

REKLAM ALANI
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.