Site rengi

Tasarım

ALTIN 453,52
DOLAR 8,0837
EURO 9,6757
BIST 1.399
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 9 °C
Yağışlı

Osmanlı Devleti’nde Tapu ve Kadastro

18.03.2021
159
A+
A-

        OSMANLI DEVLETİ’NDE TAPU VE KADASTRO

                                                         

Kadastro bir şehir, bölge veya memlekette her türlü arazinin, mülklerinin yerini, sahasını, sınırlarını değerini belirtip planlama ve her türlü ihlalden korunması, nedeniyle tarih boyunca vazgeçilmez öneme sahiptir.

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

Osmanlı-Otmanlı Devletinde yapılan kadastro çalışmaları devletin vergi toplama amacına hizmet etmek üzere arazilerin sınırlarının genel hatlarıyla belirlenip deftere yazılması şeklinde yapılmaktaydı.Orhan Bey devrinde kurulan ‘’Defter hane ‘’ veya ‘’Defter-i Hakan-i’’ teşkilatında toprak düzenlemelerini görüyoruz. Bu defterler toprağın mülkiyet ve miktarı devletin mali örgütlenmesi askeri güç hakkında çok yönlü bilgiler ihtiva ekmektedir. Mülk ve vakıf sahipleri için zamanın birer tapu kütüğü görevinin de yapmıştır.

İlhanlılar ve Anadolu Selçukluları’nda Defter hane’ye benzer müesseslerinin varlığı bilmektedir. Osmanlı padişahının bizzat katıldığı seferlere diğer kalemlerle beraber Defterhane de götürülmüştür. Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail ile yaptığı Çaldıran Seferi sırasında Defterhane Sivas Kalesi’ne gönderilip koruma altına alınmıştır. Veziriazam Sinan Paşa serdar olarak katıldığı seferlere Yeniçeri Ağası ve Defterhane’nin götürülmesi usulünü başlatmıştır. Osmanlı’da arazi mülkiyetin kaynağı fetihlerdir. Toprak hukuku konusunda da İslam Hukuku’ nu uygulamıştır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın tımarlarını dağıtılması ve bu konuda beylerbeyinin yetkilerinin yeniden düzeltilmesiyle ilgili 1531 tarihli fermanı bu konuda  önemlidir. Arazi tahrirlerini ayrıntılı sonuçlarını ihtiva eden Mufassal Defterleri’nin tuğralı bir nüshası eyaletde bulunurdu. Vassale’lerle ve derkenarlarla yüzyıllar boyu kullanılmıştır.

Tutulan Tahrir Defterleri Osmanlı-Otmanlı İmparatorluğu’nun sosyal ve ekonomik tarihinde ışık tutmaktadır. Arazi sınırlarını mutasarrıflarını belirten tarihi belgelerdir. Vakıflara ayrılmış olan arazilerin hudutları yedi senede bir ‘’mesaha’’ yapılarak hudut ve ölçüleri deftere yazılırdı. Söz konusu araziler Divan-ı Hümayun’dan gönderilen iki ucu mühürlü mesaha urganı adı verilen bir ölçüm ipiyle tam ve kesin ölçümleri yapılırdı. Hudutların kesin olarak belirlenmesi ve uzun vadede muhafaza edilmesi için araziler üzerine hudut taşları da yerleştirildi. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi’nde Tahrir, Mufassal icmal, Evkaf ve Derdest Defterleri tarihimizin derin izleriyle doludur.

Bir ülkeyi ve bir yeri fethettiklerinde o bölgeye yetkili bir emin gönderip nüfus ve gelir kaynaklarını ayrıntıyla araştırıp deftere yazarlardı. Her sancak için ayrı bir nüfus ve  gelir defteri meydana getirilirdi. Çeşitli nedenlerle değişiklik olduğu zaman 10,20 veya 30 yılda tahrir işlemleri yenilenirdi.

  1. Mahmut Döneminde 1831 yıllarından itibaren yapılan nüfus sayımın yanı sıra arazilerin de yazımı yapılır. Ceride Nezareti kurulur. 7. Cemazilevvel 1263 (23 Nisan 1847)  tarihli resmi tebliğ ile tapu senedi düzenleme işinin bir kanununa bağlanması, kayıt altına alınması, miri araziler üzerindeki tasarrufun özel mülkiyete dönüşmesi kararı ile taşınmaz mallar ‘’tapu sicili’’ ne kaydedilmiştir. Temettuat Defterleri (ML.VRD.TMT.d)  1840-1845 yılarında yazılmıştır. Kaza, köy gibi iskân merkezleri hane hane ele alınarak herkese ait şahsı mal varlığı emlak, arazi hayvanat, ürün vergi yükü, meslek vb. bilgiler kaydedilmiştir.

21 Mayıs 1847’de ‘’ Kavanin-i Kalemiyle Defteri’’ ile arazi defterleri tutulur. 10 Ocak 1858’de Tapu  Nizamnamesi hazırlanır .Tüm bu yenilikler ve düzenlemeler tapu uygulamalarında değişiklikleri de beraberinde getiriliştir. 20 Şubat 1860’da ‘’Tapu Senedatı Hakkında Talimat’’ ve tarifname hazırlanmış ülke genelindeki hâkimlere gönderilmiş Cumhuriyet ilk yılarında bu uygulamaya devem edilmiştir. 7 Ağustos 1860 tarihinde ilan edilen resmi tebliğe göre ‘’Tahrir-i Emlak, Tadil-i Vergi ve Ceride Muhasebesi’’ birleştirilir. 23 Kasım 1871 tarihinde Defteri   Hakani Nezareti kurulur bakanlık düzeyinde yeniden yapılandırır.

Arazi ‘’miri’’ve ‘’mülk’’ arazi olmak üzere iki bölümden meydana gelmekteydi.1858 tarihli 132 maddelik. Arazi Kanunnamesi çıkartılmıştır. 1. Maddesinde göre arazi beş bölüme  ayrılmakta idi. 1.Mülk arazi,  2.Miri(Emriye) arazi, 3. Metruk arazi, 4. Mevat (ölü topraklar) arazi ,5. Vakıf (arazi-i mevkufa) arazi .

Vakıf arazileri mütevelliler  ve Vakıflar İdaresi (Evkaf Nezareti)’nce yapılırken1875 ve1876 dan sonra bu işlemler Defter-i Hakani İdaresi(Tapu Daireleri) nce yapılmaya başladı.Vakfiyeler tapu hükmündedir.’’Evkaf İdareleri,Şer’iyye Mahkemeleri ve mütevellilerince tutulan ve daha sonra Tapu İdarelerine aktarılan defterlerdeki kayıtları, tapu kaydı yanında aynı değeri taşıyan kayıtlar’ olarak benimseyip karar vermiştir.

 

21 Haziran 1867 ilan edilen ‘’Vilayet Tapu Mesalihi Hakkında Talimat’’ hükümleri gereği eyalet merkezlerinde Defter-i Hakani Müdürlükleri ve bunlara bağlı kazalarda tapu kâtipleri teşkilatı kurulur. 30 Temmuz 1907 tarihinde bir nizamname daha düzenlenir bu nizamnamenin getirdiği en önemli yenilik arazi ölçüm faaliyetleri ve kadastro çalışmalarına yönelik olmuştur ölçüm 1/2000 ölçekli haritalar iki nüsha olarak tanzim edilmiştir. Bir nüshasının arşivlenmesi kadastro tarihi açısından önemlidir.

6 Nisan 1912’de Varidat ve Rüsumat Müdüriyetleri Defterhane’den ayrılarak emanete dönüştürülmüş ve Maliye hazinesine bağlanmıştır. Maliye Nezareti bünyesinde hizmet veren Defter-i Hakani Emaneti tapu muamelatı ile ilgili işlemlerinin yanı sıra Kadastro Heyeti idaresi altında bölgesel bazı kadastro çalışmalarını da devam ettirmiştir.

1911’de İstanbul’da Defter-İ Hakani Nezareti’ne bağlı Kadastro Mekteb-i Âlisi  kurulmuştur üç yılda 387 öğrenci kayıt olmuştu. Birinci Dünya Savaşı’nın geniş alanlara yayılması sonucu memlekette umumi seferberlik ilan edilir. Mektep talebeleri de silâhaltına alındığından mektep kapatılmıştı Kadastro Mektebi öğrencilerin bir kısmı çeşitli cephelerde şehit düşmüş bir kısmı gazi olmuş, bazıları Milli Kuruluş Mücadelesi’ne katılmıştır. Bir kısmı bilinmeyen nedenlerle geri dönmemiştir. Dolayısıyla savaş Kadastro Mektebi’nin kapatılmasına neden olmuş. Kadastro sektörünün gelişmesine darbe indirilmiştir, hassasiyet gerektiren tapu işlemlerinin öğrenilmesi işi ancak usta-çırak ilişkisiyle sürdürülür Cumhuriyetin ilanından sonra devlet teşkilatı yeniden yapılandırılırken en önemli problem yetişkin uzman personel ihtiyacı olur.

1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 5 Kasım 1922 tarihinde lağvedilmiş bazı değişiklikler yapılmıştır. Sened-Hakani’ lerin yani tapu belgelerinde bulunan padişah tuğrası kaldırarak, tuğranın yerine ‘’Türkiye Büyük Millet Meclisi’’  İbaresi yazılmıştır. 28 Kasım 1922 tarihli ve 2032 sayılı kanunla arazi sahiplerine verilecek tapularda ‘’Hakani’’ifadesinin kaldırarak‘’Milli ‘’sıfatı getirilmiştir.’’ Defter-i Hakani Müdürü’’ unvanı da  ‘’Umur-ı Tasarrufiye Müdürü’’ olarak değiştirildi. Osmanlı Devleti’nden intikal eden birçok kurum ve kuruluşlar gibi ‘’Defteri Hakani Emaneti’’ de genel müdürlük statüne getirilerek ‘’Tapu ve Kadastro Müdüriyeti Umumiyesi… Adını almıştır.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.