Site rengi

Tasarım

ALTIN 448,82
DOLAR 7,8175
EURO 9,3509
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 10 °C
Parçalı Bulutlu

Karadonlu Can Baba Türbesi

14.10.2020
45
A+
A-
Karadonlu Can Baba Türbesi
REKLAM ALANI

Karadonlu Can Baba Şaman Moğollar arasında İslamiyet’i yaymaya çalışan bir derviştir. Hacı Bektaşi Veli’nin Divriği yöresine gönderdiği bir halife bir İslam evliyasıdır. Vilayet-name’ yi kaynak olarak alırsak Karadonlu Can Baba 13 yüzyılda yaşamış bir Anadolu erenidir. Karadonlu Can Baba’nın yatırı Karageban nahiyesinin Ömerli mezrasındadır. Adak yeri ilçeye 42 kilometre uzaklıktadır. yöredeki en eski ve en önemli Adak yerlerinden biridir.

Karadonlu Can Baba’nın altıgen planlı, piramit çatılı Türbesi Selçuklu kümbetleri çok benzer. Taş malzeme ile yapılmış olan türbe içinde 4 kabir bulunmaktadır. Bunlardan üçü yan yana olup kubbenin tam altındadır. Ortada bulunan kabir Karadonlu Can Baba’nındır. Bu kabirlerin biraz uzağında dördüncü bir kabir daha vardır. İnanışa göre bu Havva Ata’nındır.

Yine türbe girişindeki kapalı mekanda yan yana duran iki kabir daha bulunmaktadır. Halk bunların Keşiş’in çocuklarına ait olduğuna inanmaktadır.

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

Türbe ‘ Karadonlu Can Baba Türbesini ve Camisi’ni Onarma, Tanıtma ve Dayanışma Derneği’ tarafından 1985 tarihinden itibaren onarım alınmış ve aslına uygun olarak restore edilmiştir. Ziyaretçilerin oturduğu kapalı mekan ve türbe Kütahya çinileri ile bezenmiştir.

Türbede, bu kapalı mekânların dışında kurban kesimi yeri, mutfak, cami gibi yerler de bulunmaktadır. Türbe girişinde Ağu İçen ocağına mensup bir dede düşeği vardır.

Ziyaretçilerin konaklaması için 2 katlı bir misafirhane mevcuttur. Üst katı otel, alt katı mutfak ve lokanta/ yemekhane şeklinde planlanmıştır.

Adak yeri her yıl yüzlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Osmanlı döneminde yaylaya çıkanlar gidişte ve dönüşte Karadonlu Can Baba’ ya Karakoç kurban ederlermiş. 11 Temmuz 1980’de Karadonlu Can Baba’yı ziyaretimiz esnasında çevre köylerden onlarca insanın türbeye geldiğini tespit ettik.

Kurbanları ile gelen bu insanlar sabahleyin kurbanlarını kestiler, yemek pişirdiler ve ziyaretçilere dağıttılar. Yemekten sonra mahsulün bol olması için dua edildi.  Bu arada adak yerine gelenler Karadonlu Can Baba türbesini ziyaret ederek çeşitli dileklerde bulundular. Bu gelenek her yıl Haziran ayı içerisinde tekrar edilmektedir.   Ekinlerin biçilmesi ve mahsulün kaldırılmasından sonra da ( ekim ayı içerisinde) Karadonlu Can Baba’nın türbesi ikinci defa topluca ziyaret edilmektedir.

 

Karadonlu Can Baba’nın Menkıbevi Hayatı

 

Büyük evliyaların çevresinde sağlıklarında ve ölümlerinden sonra birtakım menkıbeler meydana gelmektedir. Karadonlu Can baba’ ya ait menkıbeler de Hacı Bektaş Veli Vilayet-namesi içinde yer almıştır.

 

Hünkarın Karadonlu Can Baba’yı Görevlendirmesi

 

Menkıbe ye göre Cengizhan’ın oğullarından Kavus Han Bağdat’ı aldıktan sonra Anadolu’ya doğru sefere çıkar. O dönemde Anadolu’ya Diyar-ı Rum denilmekteydi.

Kavus Han’ın, Anadolu üzerine yürümesi Vilaye-name’de şöyle anlatılır:

‘’ Kavus Han, Rum ülkesine gelmek istedi. O vakit Hacıbektaş Karahüyük’te Kadıncık Ana’nın evindeydi.  Kerameti her tarafa yayılmıştı. Her yandan mürit, muhip akıp geliyordu.

Günlerden bir gün Hacı Bektaş’ı görmeye biri gelmişti.  Eğnine kara elbise,  başına kara bir külah giymiş, üstüne kırmızı sarmıştı. geldi,  Hünkar’ın elini öptü, ayaklarına düştü, yoksulum, dedi.  Ey gerçek er, bana safa –nazar, himmet et, dedi. Hünkar:

– Adın ne dedi. Gelen er:

– Can Baba, dedi.

Hünkâr, gözünü, arkasını sıvazladı, nasibini verdi. Can Baba, erlik mertebesini buldu, gözleri açıldı. Hacı Bektaş:

– Can Baba bizden nasibini aldın. Seni Tatar Hanı Kavus Han’a gönderiyorum; Korkma git, vilayetten, kerametten ne isterlerse göster…

Seninle beraberiz. Onlara de ki:  Sünnet olup imana gelmedikçe sana ve ordularına Rum ülkesinde girmeye izin yoktur…

 

 Karadonlu Can Baba’nın Divriği’ye Gelmesi

 

Yedinci post sahi olan Karadonlu Can Baba, Hacıbektaş tekkesinde otururken kafirlerin Erzincan’ın / Kemah’ın Cibilce boğazından geçtiği ve büyük bir hızla batıya doğru ilerlediği haberi gelmiş. Bunları durdurmak için çare düşünülürken Can Baba söze karışmış ve ‘’ Bu nimeti Ben erişmek isterim’’ diye ısrar etmiş. Hünkar da Can Baba’yı Tatar hanına karşı görevlendirmiş. Karadonlu Can Baba’da giyinmiş, kuşanmış ve askerlerini ardına katıp Kemah’ın Cibilce boğazında kâfirleri karşılamış…

 

Menkıbenin devamı Vilayet-name’de şöyle anlatılır:

‘’ Can Baba’nın sözünü, Kavus Han’a haber verdiler. Kavus Han emretti;  göçü kondurdular. Karadonlu Can Baba’yı Kavus Han’ın huzuruna götürdüler. Han Karadonlu Can Baba’ ya sordu:

-Derviş sözün nedir? Can Baba cevap verdi:

–  Sünnet ehli olup imana gelmezseniz, size bundan ileriye yol yok, dedi. Kavus Han keşişi çağırdı. Keşiş’e:

– Ey dinimizin ulusu, gör bak, şu gelen kimse ne diyor? Sende işit!…

Karadonlu Can Baba aynı sözleri keşişin önünde de söyledi. Kavus Han, keşişin önünde de söyledi. Kavus Han  keşişe tekrar  sordu:
– Ey dinimizin ulusu, bu dervişin sözüne sen  ne dersin?… Keşiş:

  • Cevap hem kolay ve hem güç…

Kavus Han, keşişe sordu:

  • Kolayı nedir? Zoru nedir? Keşiş cevap verdi:

Kolayı şu; bu adamı sınarız… Zoru da şu; eğer üst olursa, dinimizi bırakıp bunun dinine girmemiz gerek. Bunun üzerine Kavus Han:

– Bunu nasıl sınayacağız, dedi. Keşiş cevap verdi:

– Büyük bir kazan içine girsin, ağzına kadar su doldurun, kapağını sıvayın, üç gün altına kızgın ateş yakın, üç gün kaynatın… Sözü doğruysa bir şey olmaz, bunun dinine gireriz dedi.

Kavus Han bu sözlerden hoşlandı:

– İyi bir tedbir buldun; yalancı ise helak olur, kurtuluruz…, dedi. Sonra dönüp Karadonlu Can Baba’ ya : -Ne dersin razı oluyor musun?…diye sordu. Karadonlu Can Baba cevap verdi:

– Evet razıyım… Fakat ölmez de sağ çıkarsam Müslüman olur musunuz? diye sordu. Kavus Han:

– Elbette , ne var ki …, dedi.

 

Can Baba’nın Kazana Girmesi

Ortaya büyük bir ziyafet kazanı getirdiler. İçini suyla doldurdular, gel gir, dediler. Karadonlu Can Baba, iki bir demeden kazanın içine girdi. Kapağı kapattılar, dört yanını sağlamca sıvadılar. Altına büyük bir ateş yaktılar.

Hünkar, o sırada mübarek eliyle Ak Pınar’dan su alır, civarına serperdi. serptiği yerden buğu çıkardı, göğe ağardı. Hünkarın yanında duran Sarı İsmail, taştan, topraktan buğu çıkmasına şaştı. Hünkar da:

Karadonlu Can Baba’yı Kavus Han kazana koyup kaynatıyor, onun suyunu ılıklaştırıyorum, diye cevap verdi.

Kavus Han, Karadonlu Can Baba’ yı üç gün üç gece kaynatır. Dördüncü günü kazanın kapağını açarlar. Karadonlu Can Baba’nın buram buram terlemiş olduğunu hayretle görürler; fakat verdikleri söze rağmen Müslümanlığı kabul etmezler.

 

Can Baba’nın Fırına Girmesi

Keşiş bu kez de bir yazıya ( düz araziye ) odun yığılmasını, Karadonlu Can Baba’nın ateşe verilen odun yığınları içine girmesini, bu ateşin içinden de sağ salim çıkarsa, Müslüman olacaklarını, söyler.

Karadonlu Can Baba, bu teklifi de kabul eder. Fakat kendisine haksızlık yapıldığını, hep kendisinin sınavdan geçirildiğini söyler. Kavus Han dönerek:

-Bu keşiş, sizin dininizin ulusu. O da gelsin, benimle girsin. Hangimizin dini haksa belli olur. Kimsenin şüphesi kalmaz, der. Kavus Han, keşişin yüzüne bakıp:

-Ey din ulusu, bu teklife ne dersin?… diye sorar. Keşişte yanacağını bile bile Can Baba’nın elini tutarak ateşin içine doğru yürür. ‘’( vilayet-name)

 

Karadonlu Can Baba’nın Divriği Karageban köyü rivayeti ise, Vilayet-name’den biraz farklıdır.

Söylenceye göre, Karadonlu Can Baba için büyük bir fırın hazırlarlar. üç gün odun yakarlar. fırının içini kor haline getirirler. Keşiş, başına geleceği bilmektedir. Fırına girmeden önce, çocuklarını Karadonlu Can Baba’ya emanet eder.

 

Karadonlu Can Baba keşişe son defa Müslümanlığı teklif eder. Fakat keşiş Karadonlu Can Baba’ya serini vermez, elini verir. Yani Müslümanlığı kabul etmez. Karadonlu Can Baba ile keşiş fırına girerler. Ertesi gün fırının kapağı açıldığında Karadonlu Can Baba keşişin eliyle dışarı çıkar. Keşişten geriye sadece bir el parçası kalır. Halbuki eliyle birlikte serini de verseydi, fırından yanmamış olarak çıkacaktı.

 

Can Baba’nın Zehir İçmesi

 

Vilayetnameye göre, sınav bununla da bitmez. Kavus hanın hatunu bu defa da Karadonlu Can Babaya hazırlamış olduğu zehirden içmesini söyler.

Can baba hazırlanmış olan zehiri de içer. Vilayetnameye göre tanrının inayetiyle, Tanrı elçisinin mucizeleriyle ve erenlerin himmetiyle Can babaya bir şey olmaz.

Bunun üzerine kavuş han ve ordusu kelime-i şahadet getirip Müslüman olurlar. Karadonlu Can babanın tavassutu ve Hacı Bektaş’ı Veli’nin istekleriyle Konya Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubat, bunları Sivas, Kayseri, Ankara ve Çorum’a yerleştirir.

 

Karadonlu Can Baba yatırına bağlı inançlar ve uygulamalar

 

Menkıbe :

Bundan yıllarca önce Savrun Köyü camisinde bulunduğu yere üç atlı gelmiş. Atlılar atlarından inmiş, yorulan atlarının caminin yanına bağlamışlar. Köylüler bir akşamüzeri köylerine gelen bu yabancıları merak etmişler; onlara geliş sebebini sormuşlar.

O sırada Savrun Köyünde bir kadın doğum sancıları çekiyormuş. Onlarda’’ Biz Ömerli köyünden, Karadonlu Can Baba Türbesi’nden geliyoruz. Biraz sonra bir kadın doğum yapacak, doğan çocuğun adını Veysel koysunlar’’ demişler.

Bunlar Anadolu erenleriymiş; çünkü atlarına biner binmez gözden kaybolmuşlar gözden kaybolur kaybolmaz bir oğlan çocuğu doğmuş, adını Veysel koymuşlar. Bu, Savrun köyü halkından Muhittin Işık’ın (1943 doğumlu) dedesiymiş.

Menkıbe

Karadonlu Can Baba’nın mücerret; yani hiç evlenmemiş olduğuna inanılır. Yörede Karadonlu Can Baba, Kara Pirbat adıyla anılır. Başka bir menkıbeye göre de Karadonlu Can Baba evlidir. Sekiz çocuk sahibidir. Bunlardan birisi Karadonlu Can Baba türbesinde yatan Hasan Babadır. diğer oğlu Dersim’in  Ketek köyündedir.

 

Menkıbe :

Keşiş öldükten sonra, Karadonlu Can Baba, Moğolları dine davet eder, Kavus Han ordusu ile birlikte Müslüman olur. Kızılırmak dolayları, yurt olarak verilir.

 

Menkıbe

Karadonlu Can Baba Horasan erenlerindendir. Karadonlu Can Baba Horasanda iken, Cebrail (as) tarafından yuvarlak bir taş atılır. Bu taş Ömerli mezrasına düşer. Can Baba da taşın düştüğü yeri yurt tutar ve buraya bir tekke yapar. Hıristiyan halkı dine davet etmeye başlar. Türbe içindeki ve Can Babanın baş ucundaki yuvarlak taş, Horasan’dan atılmış olan bu taştır.

 

Menkıbe

Karadonlu Can Baba, kazanda kaynarken, Hünkâr, Erdebil deki suyu çağırıyor. Su ilk önce Bağdat’a kadar geliyor. Hünkâr bir daha çağırıyor, Erciyes’e kadar geliyor. Erciyes Erdebil’den gelen suyu bırakmıyor. Hünkâr’da Erciyes’e kızıyor ve beddua ediyor, ‘’ Başından karın ve dumanın eksilmesin ‘’ diyor. Bu yüzden Erciyes’in başından kar ve duman eksik olmaz. Su, Karahöyük’e ulaşınca, Hünkâr eliyle kazana su serpiyor, kazanı ılıklaştırıyor ve Karadonlu Can Baba’yı haşlanmaktan kurtarıyor.

Söylence

(…) köylü bir adam, Karadonlu Can Baba’nın türbesindeki kazanı çalıp köyüne getiriyor. Hanımına da kazanı Divriği’den satın almış olduğunu söylüyor. Hanımı sabah namazına kalkınca kazanın içinde mumların yandığını görüyor. Ertesi gün ve diğer günler aynı olay devam ediyor. Kadın bu durumdan şüpheleniyor. Kazanın kutsal bir kazan olduğunu anlıyor. Kocasını sıkıştırınca hırsızlık yapan adam gerçeği söylemek zorunda kalıyor ve kazanı götürüp türbeye bırakıyor.

Söylence

Tekkelerin kapatılması sırasında Divriği Mal Müdürü, Karadonlu Can Baba’nın türbesine kilit vuruyor. O anda yüzü arkasına dönüyor.

Söylence

Türbedeki yuvarlak taşı bir kaç defa çalıp götürürler. Fakat her defasında türbeye getirmek zorunda kalırlar.

Karadonlu Can Baba türbesinde yapılan duaların kabul olacağına ve dileklerin yerine geleceğine inanılır.

Kim rüyasında kendisini Karadonlu Can Baba’yı ziyaret ederken görürse, uygun bir zamanda kurban keser.

Düğün günü baba evinden çıkan gelin, ilk önce Karadonlu Can Baba’yı ziyaret eder. Dönüşte yol üzerindeki Veysel Karani Düşeği’ne uğrar.

Türbe içindeki yuvarlak taş şifa maksadıyla öpülür ve ağrılı yerlere sürülür.

Yılancık hastalığı olanlar da türbeyi ziyaret ederler.

Uygulama

Yakın yıllarda felçli bir hasta getirirler. Kendisi Havnalı imiş. Yedi yıl önce felç olmuş. Gitmedik doktor bırakmamışlar. Karadonlu Can Baba hastanın rüyasına girmiş ve ona ‘ türbemi ziyaret edersen şifaya kavuşursun ‘ demiş. Hasta kadını türbeye yatırmışlar, yedi saat kadar uyumuş. Uyandıktan sonra yürüyerek türbeden dışarı çıkmış.

Öldürücü / salgın hayvan hastalıkları sırasında hasta hayvanlar türbenin etrafında üç defa dolaştırılır. Türbeden alınan toprak tuza katılarak hastalıklı hayvana yedirilir. Bu uygulama daha çok büyük baş hayvanlar için yapılır.

 

Karadonlu Can Baba’ya ait adak yerleri

Karadonlu Can Baba Düşeği: bilindiği gibi Karadonlu Can Baba’nın türbesi Ömerli mezrasında bulunmaktadır. Arıkbaşı ( Birestik ) köyündeki düşeği ise yakın yıllarda meydana gelmiştir. Köylülerin ifadesine göre burası daha önceleri çakıllı, toplama taşlardan ibaret bir yığınmış. Garip Pirik adlı bir köylü burası Karadonlu Can Baba’nın düşeği/makamı haline getirmiş. Çakıl taşı yığınını toprak damlı bir bina içine almış. Karadonlu Can Baba’ya gidemeyenler, Arıkbaşı’ndaki düşeği ziyaret ederek dilekte bulunuyorlarmış.

Ağu İçenli Düşeği: türbenin girişinde, sağ kol üzerinde basık damlı, tek odalı bir köy türbesidir. Söylentiye göre burada ağuiçenli ocağına mensup bir dede yatmaktaymış. bu düşek Elâzığ’ın Sün Köyü , Divriği’nin Höbek Köyü , Ilıç’ın Nordun Köyündeki taliplerce ziyaret edilmektedir. Nordun Köyündeki Zeynel dede mürşit, Elâzığ’ın Sün Köyündeki Ahmet Mutlay Dede Pir’dir.

Karadonlu Can Baba’nın Çorum/Oğuzlardaki Türbesi

Karadonlu Can Baba’ya ait bir türbe de Çorum ilinin Oğuzlar (Karaören ) ilçesinde bulunmaktadır. yazar İsmail pamuk, bu konuda şöyle demektedir:
‘’Hünkar Hacı Bektaş’ı Veli, Karadonlu Can Baba’yı Moğol zulmünden Türkmenleri arındırmaya memur etmiş. Erzincan, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Ankara ve Kırşehir illerini uyandırmış…

Kaynar kazanda kaynamış, ağu içmiş, fakat ölmemiş. Savaşsız, silahsız Anadolu’yu Türkleştirmiş. Bize göre Karaören de Hakka yürümüş.

Ali Emiri’nin belirlediğine göre Kavus Han ölünce, Huy Ata, Kara Tatarları yönetti. ilimiz Mecitözü Avhat Köyündeki Karatatarlar bu soydan yürümüştür.

 

 

Halk şiirimizde Karadonlu Can Baba

 

Koşma

 

Mekke ile Medine’de oturan

Seher vakti Kara Pirbat gel yeriş

Topları götürüp gülle çeviren

Seher vakti Kara Pirbat gel yeriş

 

Selman dedem peyik saldı getürdü

Elman dedem muradıma yetürdü

İç yüz yıllık yerden haber getürdü

Seher vakti Kara Pirbat  gel yeriş

 

Bayraklar çekildi sancak dikildi

Pirim destur verdi yer gök şad oldu

On iki irenkten metalı dokundu

Seher vakti Kara Pirbat gel yeriş

 

Ağdağ erenleri cümleden ulu

Muradımız versin Muhammed Ali

Ona hizmet eder on iki veli

Seher vakti Kara Pirbat gel yeriş

 

Kul Himmet Üstadım derun-u dilden

Ben ikrar vermişim dönmem bu yoldan

On’ki İmamlar’ın geldiği yerden

Seher vakti Kara Pirbat gel yeriş

 

Derviş-name

 

Mehemmet Dede’den bize gel oldu

Arz(u) ettiğim dosta gitmek muradım

Ziyaret eylemek gayri yol oldu

Hublarınan ülfet etmek muradım

 

Gönül inegen ol, gezme ucada

Kimi Kur’an okur, kimi hecede

Kara odaya vardıcağım gecede

Ahbaplara gönül katmak muradım

 

Karadonlu Can baba nın nuruna

Akıl ermez evliyanın sırrına

Mehemmet dedenin bendelerine

Şu serimi kurban vermek muradım

 

Sefil Ahmet himmeti pirden aldı

Leyla’sın arayan Mevla’sın buldu

Bir hevesin Dede Sultan’da kaldı

Tüm Koyun Baba’yı görmek muradım.

 

Karadonlu Can Baba

 

Gel, ey can!.. diyerek düştün yollara

Yurdumun öncüsü er Karadaonlu

Erzincan önünde destur diyerek

Moğol’u bendeden pir Karadonlu

 

Yurdumun bağrına kazmayı vuran

Tatar Beyleri’yle hep dostluk kuran

Karadonlu yurdu bu Karaören

Gönüllerde, gözde fer Karadonlu

 

Sivas, Divrik, Ömerli’de görünen

Karadona, ak gönüle bürünen

Bektaş Veli, Kızıl Deli Pirinen

Urum’a uzanan er Karadonlu

 

Bir hazine sevgi dolu, sır dolu

Elbette yücelir yurt Anadolu

İsmail tanıdın hem sağı solu

Gönüller sultanı yer Karadonlu

kaynak: Kutlu Özen

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.