Site rengi

Tasarım

ALTIN 449,54
DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 10 °C
Az Bulutlu

AYDIN OLMAK

05.10.2020
28
A+
A-

AYDIN OLMAK

 

Yaşamda “bir şey olmak” güçtür. Bu güçlüğü herkes yaşamıştır veya yaşamaktadır. Ne olursak olalım, her şeyden önemlisi “önce insan olmak”tır. İnsan olmak, bir şey olmanın temel koşuludur, olmazsa olmaz koşuludur; başlı başına bir yazı konusudur. Aydın olmanın yolu da önce insan olmaktan geçer.

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

“Aydın” sözcüğünün sözlük anlamı “öğrenimi, bilgisi, görgüsü olan kimse” olarak verilmektedir; Arapçası “münevver”dir. Bu aydın tanımı gerçekten aydını tanımlıyor mu? Aydın olmak için başka özelliklerin de bulunması gerekir mi, gerekirse nelerdir? Bu soruların yanıtı için aydın tanımından yola çıkarak ilerleyelim.

Aydın olmak için elbette eğitim-öğretim, bilgi, görgü gereklidir. Ülkemizde eğitim-öğretim söz konusu olunca akan sular durur (!). Hepimiz bunun ne kadar önemli olduğu konusunda görüş birliği içinde saatlerce konuşabiliriz. Konuşuruz da, galiba biraz boşa konuşuruz. Çünkü ülkemizde eğitim-öğretimin durumu içler acısıdır (bu da ayrı bir yazı konusudur). Her şeyden önce eğitimle öğretimin farkı göz ardı edilmektedir. “Eğitim”, bir kimseyi veya canlıyı istenen amaca göre geliştirmek, onda davranış değişikliği yaratmaktır. “Öğretim” ise, bir amaç için gerekli bilgileri vermek, aktarmaktır. Ülkemizdeki eğitim kurumlarında yapılan eğitim değil, öğretimdir; dolayısıyla bir davranış değişikliği yaratılmasına yönelinmeyip salt bilgi aktarılmaktadır. Bu durum merak eden, soran, araştıran değil; ezberleyen, merak etmeyen, sormayan, araştırmayan kişilerin yetiştirilmesine neden olmaktadır. Günümüzde okullarımız bilgi veriyor, ancak bu bilgilerin ne kadarının günlük yaşamda ve ileride meslek yaşamında kullanılabileceği veya yararlı olup olmadığı tartışmalıdır.

Aydın tanımında, aydının görgüsünün olması öğretimle sağlanamaz, bunun için eğitim gereklidir. Eğitim yaşamın gereklerine göre, çeşitli ortamlarda (evde, sokakta, okulda, iş yerinde, lokantada, sinemada, otobüste, metroda) nasıl davranılacağını öğretir; uygun ve olumlu davranışları geliştirerek pekiştirir.

Buraya kadar söylediklerim, aydın olmanın temel koşullarını pek de sağlayamadığımızı gösteriyor. Toplumların, gelişmesi ve ilerlemesi için aydınlara gerek duyduğu bilinen bir gerçektir. Salt üniversite bitirmek aydın olmaya yetmediğine göre, bir aydında hangi özellikler olmalıdır?

Her şeyden önce aydın, geniş bir bakış açısına sahip olmalı, çok yönlü düşünebilmeli, olayları farklı boyutlardan görebilmelidir. Bunun için bilimsel bakış açısı, araştıran ve soran bir yapısı olmalıdır. Bu özellikler evde geçirilen erken çocukluk yıllarından başlayarak merak, sorma, araştırma gibi etkinliklerin desteklenmesiyle kazanılabilir. Evde ve okulda bu desteğin verildiğini, bu özelliklerin toplumda olumlu olarak değerlendirildiğini söylemek güçtür. Aydın, verilenle yetinmez; merak eder, sorar, araştırır, eleştirir, vardığı sonuçları toplumla paylaşır.

Aydın düşünür. Düşünmesi, sorup araştırmasını; bir konuyla ilgili eski ve yeni bilgilerini, deneyimlerini birleştirmesini, farklı çözüm yollarını veya sonuçları gözden geçirmesini kapsar. Burada bilginin önemi yadsınamazsa da, temel olarak düşünme biçimi daha önemlidir.

Aydın, belli kalıplaşmış görüşlerin, ideolojilerin tutsağı veya sözcüsü olmaz. Her görüşü, her durumu farklı boyutlarıyla değerlendirir, doğruyu ve gerçeği bulmaya çalışır. Bulduklarını kendi değerlendirmesinden, süzgecinden geçirerek toplumla ve konuyla ilgili yetkililerle paylaşır.

Aydın olmanın kanımca en önemli özelliklerinden biri, eleştiridir. Aydın, birikimleriyle birlikte eleştirel olarak araştırıp düşünerek vardığı sonuçlar hakkında konuşmalıdır. Konuşması yapıcı eleştiri niteliğinde olmalıdır. Bu nitelikteki eleştiri hem yöneticiler, hem de toplum için yol gösterici ve ufuk açıcıdır. Eleştirel bakış açısına sahip olmayan bir kişinin aydın olması/olduğu düşünülemez. Ne yazık ki, üniversite mezunlarımızın çoğu düşünmemekte, konuşmamakta, eleştirel bakış açısıyla değerlendirme yapamamaktadır.

Aydın olmanın bir başka önemli özelliği, bilgeliktir. Bilge kişi, bilgi ve deneyimlerini toplum için en yararlı biçimde kullanır. Aydın ve bilge olmak için mutlaka üniversite bitirmek gerekmez, yukarıda belirttiğim bakış açısı gereklidir. Yaşayarak öğrenilenler bu bakış açısıyla birleştirilip akıl süzgecinden geçirildiğinde, varılan sonuçlar ve değerlendirmeler başkaları için çok yararlı yol gösterici özellikler olabilir. Bunun en güzel ve en tipik örnekleri Fakir Baykurt’un roman kahramanlarında görülür. Örneğin, Irazca Ana ve Ulugış Nine okuryazar olmadıkları halde, birer bilge ve aydın kişidir.

Ülkemizde yazılı ve görsel basında karşımıza “aydın” olarak çıkarılan kişiler yukarıdaki özellikleri ne kadar taşımaktadır? Sorunun yanıtını sizlere bırakıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.